Loading

YEMEK FOTOĞRAFÇILIĞI NEDİR?

Yemek fotoğrafçılığını mercek altına aldığınız zaman, bazı bilimsel konuları da masaya yatırmak gerekiyor. Örneğin sinestezi… Beynimizdeki hypokampüs bölümü, belleğimizden sorumludur. Belleğimiz, yalnız anıları ve olayları değil, tatları, görüntüleri, kokuları ve dokunmalarla elde edilen doku duyusunu da içinde barındırıyor. Sinestezi ise, bilimsel kaynaklar tarafından belleğimizde kayıtlı olan duyusal girdilerin karmaşık çağrışımlarıyla açıklanıyor. Şöyle ki: Bir fotoğraf, görme duyusunun yanı sıra başka bir duyuyu da çağrıştırabiliyor.  Sinesteziyi şimdilik böyle özetleyebiliriz. Konuyla ilgilenenler “Görme Duyusu Olarak Fotoğraf Algılama ve Görüntüleme/ John Suler ve Richard Zakia/ The Kitap Sanat adlı eserden yararlanabilirler.Konumuza gelecek olursak; menülerde, web sitelerinde ve sosyal medya ortamında paylaşılan başarılı bir yemek fotoğrafı, görsel duyumuzla birlikte tat ve koku alma duyularımızı da harekete geçirebiliyor. Peki bir yemek fotoğrafı bunu nasıl başarıyor? Bunun yanıtını yemek fotoğrafçısının kimliğini sorgulayarak bulabiliriz. Fotoğraf, sayısız çalışma alanlarından oluşuyor. Belgesel fotoğraf, haber fotoğrafı, sokak fotoğrafçılığı, reklam fotoğrafçılığı bunlardan sadece birkaçı. Tıpkı diğerleri gibi yemek fotoğrafçılığı da başlı başına bir uzmanlık ve deneyim alanıdır. Belli bir çalışma disiplinine sahiptir. Dolayısıyla, yemek fotoğrafı, makineyi sofraya doğrultup deklanşöre basmaktan çok ama çok ötesidir. Durum böyle olunca, bu alanda bir çalışmaya gereksinim duyanların başvuracağı adres, deneyim ve yaratıcılığına güvendiği bir yemek fotoğrafçısıdır. Bu alanda yurt ve şehir çapında çalışan kişi ve firmalar, çalışmalarını genellikle web sitelerinde sergilerler. Bu da sektörde arama yapanlara seçenek sağlar. Çekim kalitesi, fiyat, hizmetin devamlılığı, burada dikkate alınması gereken belli başlı konulardır.

Sorumuza dönecek olursak; bir yemek fotoğrafını etkileyici kılan farklı kriterler ve bileşenler söz konusu. Tümü de deneyim, gözlem, merak, sabır, yaratıcılık gibi işin severek yapılmasını sağlayan başlıklar altında toplanırlar. Bir yemek fotoğrafçısı sadece gördüğünü çekiyorsa fazla mesafe kat edemez. Bu sektörde sayısız yazılı kaynaklar var. Zaman ayırıp, ilk başta Türk ve dünya mutfağını incelemeli. Kimler bu alanda ne yapıyor, hangi yemek nasıl ve ne koşullarda kotarılıyor… bunlara bakmalı. Yemeğin kültürel ve tarihsel boyutlarını incelemeli. Bir doktor, mühendis kendini nasıl yetiştiriyorsa fotoğrafçı da öyle yetiştirmeli kendini. Ancak o zaman yaptığı işlerle başkalarını etkilemeyi başarabilir. Bir sanatçıdır aynı zamanda fotoğrafçı. Eğer beş yıl önce yaptığı işi beğeniyorsa fazla gelişebilmesi mümkün değildir. Her zaman “Daha güzel”in, “Daha iyi”nin peşinde koşmalıdır. Bunun için de biraz emek ve zahmet gerekir. Bir yemek fotoğrafının ağız sulandırmasının ardında böyle bir temel vardır.

Picasso’ya resim siparişi veren bir sanatsever, sanatçının istediği fiyatı yüksek bulur ve: 

“Tanrım! Bu senin için en fazla otuz dakikalık bir iş. Bu kadar para çok değil mi?” diye yakınır. Resim çalışmalarıyla geçirdiği kırk yıla atıfta bulunan Picasso’nun yanıtı şu olur:

“Evet, kırk yıl, artı otuz dakika!”

Bu anekdot, işinde bizim gibi yıllarını vermiş birçok kişi için geçerli bir örnektir. Öncelikle belirtmeliyiz ki, bir fotoğraf, konusu ne olursa olsun, kendisinden beklenen etkiyi yaratabilmesi için arka planında derin bir deneyim süreci ister. Yemek fotoğrafı için de durum farksızdır.

Yemek Fotoğrafı Nasıl Çekilir?

Bu alanda yapılacak bir çalışmada ışık birinci planda yer alıyor. Gün ışığı, yemek çekimlerinde iyi bir ışık kaynağı olarak bilinir. Koyu gölgeli alanların yumuşatılması için, reflektörlerin yardımı da söz konusu. Zorunlu koşullarda sürekli ışık veya paraflaş sistemleri kullanmak gerekiyor. İkinci planda iyi bir makineye gereksinim var. Sonra, asla geniş açılı olmayan, iyi bir lense de sahip olmalısınız. Daha sonra zemin ve fon geliyor. Yemeğin türüne, rengine hatta kültürüne, yani ait olduğu bölge mutfağına göre bir zemin ve dekor seçimi yapılmasında fayda var. Yemeğin masadaki konumu da çok ama çok önemli. Tabii makinenizin ve ışığınızın açısı da. Bir yemek çekiminde masa düzenini, yani kompozisyonu kesinlikle vizörden veya LCD ekrandan bakarak yapmalısınız. Çünkü çekeceğiniz fotoğraf sizin dışardan gördüğünüz değil, vizörün gördüğüdür. 

Kamera ayarlarına gelince… Yemek fotoğrafında genel kabul açık diyaframdır fakat bu çok kesin bir kural değil. Ön planda duran ana yemeğin arkasında bulunan destek unsurların net olması gerekmiyorsa, ortalama bir diyafram açıklığı yeterlidir. Fakat sofradaki her şeyin net olması isteniyorsa f/11 ve üzeri diyafram ayarı gerekecektir. Bu arada unutmadan belirtelim, kameranız mutlaka bir tripoda bağlı olmalıdır. Çünkü yemek fotoğrafçılığında oldukça düşük enstantane ayarlarıyla çalışılır. 

Yemeğin arka planında yer alacak propların yeri de en az yemeğin sofradaki yeri kadar önemli. Unutmayın ki, masada bulunan her şeyin milimetrik hareketleri bile fotoğrafın etkisi açısından önemlidir. Tüm bu çalışmalar, fotoğrafçıya eşlik edecek asistanların ve yemek stilistlerinin yardımına muhtaçtır. Ve yine unutulmamalı ki, fotoğrafı makine değil fotoğrafçı çeker. 

Tüm bunlara ayıracak (Uzun, oldukça uzun) zamanınız ve bütçeniz yoksa, bizler bu hizmet için hazır durumdayız.

Arkasında bunca emek yatan profesyonel bir çalışma, yemeğinizin ağız sulandıran, yani sinestezi yaratan bir fotoğraf olmasını sağlayabilir ancak. Biz de bunu yapıyoruz!

paylaş


Yorum Yapın

Hemen Ara
WhastApp Ara